PHOTOGRAPHER & BLOGGER

Meh syh Schlitz, tempor duis single-origin ea next level ethnic ipsn dsrumdo larame timedos metssole coffee mekel.

Follow Me

Kitap Kitap Notlar…

   Bu yazı kitap kritiği değildir. Fakat bu yazıda kitap derinlemesine incelenecektir. Bu yazı okumalarımın üzerine ilk yazım ama tabi okuduğum ilk kitap değil. Şahsen bu kitap okuma yolculuğundaki amacım, hayat ile yüzleşirken karşılaşacağım sorunlarda ve sorularda; tecrübeli kimselerden veya fikirleri sistemleştirebilmiş ve kendinden başka kimselere aktarabilenlerden alacağım bilgiyle kendime çare ve cevap üretmek.  Bu kısa ve öz giriş zannederim yeterli.

Kitap: YÖNETEBİLEN TÜRKLER – 12 Girişimciden 144 Ders
Yazar: Mustafa Özel

  Mustafa Hoca son çıkardığı kitap dizininden anladığım kadarıyla Goethe’nin Faust’una takılmış durumda. Geçtiğimiz yaz mevsiminde İstanbul Şehir Üniversitesi’nde de kitaplarını nasıl yazdığını anlatırken de Faust’u hayli övmüştü. Bu kitabında da girişi Faust’dan yapıyor:

“Kalkın yataklarınızdan,
hepiniz teker teker!
Gösterin herkese sevinçle,
cesurca düşündüklerimi!
Kapın aletleri, sallayın kazma ve kürekleri!
Gerçekleşmeli tasarlanan işler.
İntizamlı ve hızlı çalışmayı
Takip eder en büyük ikramiye;
Tamamlanması için en büyük eserin,
Bir Akıl yeter, bin kişiye.”
Mustafa Hoca diyor ki, Goethe “henüz ‘bin kişiyi harekete yönetecek bir akıl’dan söz ettiğinde, bu aklı iktisat teorisine kabul ettirecek bir bilgin ortaya çıkmış değildi”. İşte o devirlerden bu devirlere iktisat kuramında üretim faktörleri; emek ve sermayeden ibaretti. Halbuki bu kitapta ve son bir kaç yıldır deniliyor ki, girişimcilik olmadan emek ve sermaye âtıldır. “Girişimcilik başlı başına bir üretim faktörüdür.”
Okuduğum kitapların ortak noktasında girişimcinin bir özelliği var: Gün üzerine doğmadan uyanmak. Uykuyu değil hareketi sevmek. Hocanın Faustla giriş yapmasının sebebi de bu: Kalın yataklarınızdan, hepiniz teker teker!

Söylenen şeyleri maddeleştirmek gerekirse:

  1. Kalkın, uyumak vakti değil!
  2. Cesur olur, cesurca işler tasarlayın
  3. Eyleme geçin
  4. Düzenli ve hızlı olun.

Bin kişiye yetecek bir Akıl olun.

Hoca Goethe’den dem vurduktan sonra İbn Haldun’u onun üzerine çıkarıp, onun da Goethe’den dört yüzyıl önce, girişimci-tüccarda bulunması gereken özellikleri saydığını ve bunların; zekâ, cesaret ve atılganlık olduğunu aktarıyor. Bunun yanında, geçmişte de girişimcilik ruhunun var olduğunu dile getiren kimselerden alıntılar yapıyor:

    Samuel Kramer: “Binlerce yıl önce Mezopotamya’nın maceraperest tüccar-girişimci sınıfın yaratıcı gücü ve saldırgan yayılmacılığı olmasaydı, zanaat erbabı ne imal ettikleri eşyaya girdi temin edebilir, ne de mamullerine alıcı bulabilirdi.”

    Osmanlıların son büyük maliye bakanı Mehmed Cavid Bey: “Servet; tabiat, emek ve sermayenin iştiraki ile meydana gelir. Fakat bu vasıtalar kendi kendilerine birleşemez. Bunları servet üretimine daha fazla dahil edebilecek bir surette kullanacak bir vasıtaya ihtiyaç vardır ki bu vasıtada müteşebbistir. Müteşebbis, bir ülkenin iktisadi yapısının ruhu derecesindedir. Bütün sektörlerin önemli teşebbüsleri, faydalı ticari ve mali müteşebbislerin varlığı sayesindedir.”

Cavid Bey’e göre müteşebbiste her fertte bulunmayan bazı nitelik ve yetenekler bulunmak zorundadır:

  1. Bilgi
  2. Ticari Yetenek
  3. Yönetme Becerisi
  4. Küresel Enformasyon
  5. İleri Görüşlülük
  6. Hesapçılık
  7. İşperestlik

Hocanın kitapta Girişimci/Yöneticilerden edindiği 144 dersten en fazla vurgulandığını düşündüğü girişimcilik nitelikleri:

  1. Risk almak
  2. Hesaplı olmak
  3. Odaklanmak
  4. Yenilikçilik
  5. Nitelikli insanlarla çalışmak
  6. Hırslı olmak
  7. İtibara önem vermek.

    Mustafa Hoca kendi eleğinden geçirip 144 ders çıkarmış bizlere. Ben de kitaba haksızlık olmasın diye yalnız benim dikkatime takılan dersleri konu edineceğim.

    İlk 12 ders Vehbi Koç’dan geliyor:

  1. Büyük girişimciler, tatminsiz insanlardan çıkar. Azla veya niteliksiz olanla yetinmezler.
  2. Ekonomik girişim alanlarını azınlıklara terk etmeyin. Siz de onlar gibi atak, atılımcı olun.
  3. Yöneticilik, Adam bulma sanatıdır.
  4. Birikimin anahtarı tutumluluktur.


Gazeteci Yavuz Donat’dan Vehbi Koç’un pahalı eşyaya bakışını aktarıyor:

“Japonya’dayız. Başbakan Özal’ın gezisinde… Otelin altında bir kuyumcu var. Özellikle inci satıyor. Heyettekilerin bir bölümü kuyumcudalar. Kimi bir şey alıyor, kimi alana bakıyor. Bu sırada Vehbi Bey’le karşılaştım. Kuyumcudakileri gösterip sordu:

– Ne yapıyorlar?

– İncilere bakıyorlar.

– Ucuz mu?
Birlikte yürüdük. Vitrindeki incilere, fiyat etiketlerine baktık. Rakamları Türk parasına çevirip söyledim… Hafif bir çığlık attı, avucunu ağızına götürerek:

– Abuuu! Bunlara bu kadar parayı kim verir? Amanın biz buradan gidelim… Haydi…
Uzaklaştık. Vehbi Bey’in servetinin yüzde birine, binde birine sahip olmayan pek çok kişi için o inciler pahalı görünmüyordu. Kuyumcuda belki yirmi, otuz tane Türk müşteri vardı. Ama Vehbi Bey için çok pahalıydı. Bunu kendisine anlattım. Güldü:

      – Yok, yok, ben o kadar zengin değilim. Ben paranın nasıl kazanıldığını biliyorum. Ben onlar gibi harcayamam!”

“Kapitalizm, serveti sermayeye dönüştürme; bu şekilde oluşan sermayeyi ise kesintisiz biriktirip büyütme sistemidir. Girişimcilerin bu bilince ulaşamadıkları, kazandıklarının büyük kısmını lüks tüketim için harcadıkları bir toplumda, ekonomik gelişme sağlanamaz.” Bu da Mustafa Hoca’dan.

5. Beklenenden daha nazik olun: “İnsanları bakışıyla ödüllendirir, gülüşüyle cezalandırırdı.”

6. “Hesabını bilmeyen, yatırım yapmasın!” Bu maddede de anlatılan anekdot bana can alıcı geldi. Hoca Ege Cansen’den aktarıyor:

      “1980 senesinde Koç Holding’de Sanayi İşleri Koordinatörü olarak çalıştım. Yeni bir yatırım projesini Vehbi Koç’un onayına sunmak üzere hazırlık yaptık ve huzuruna çıktık. Vehbi Bey hazırladığımız üç farklı senaryoyu dinledi ve şöyle dedi: “Hazırladığınız üç alternatif de kârlı. Bu yatırımın zarar etme ihtimalini hiç hesaplamamışsınız. Şimdi gidin, bu yatırım hangi şartlar altında zarar eder, ne kadar zarar eder ve biz ne yaparız sorularını cevaplayan dördüncü bir hesap hazırlayın. (…) Zarar etmeyecek iş yoktur. Benim için kârın az veya çok olması önemli değildir. Şirket kâr ettiği sürece mesele yoktur. İş, zarara, dönünce bana geleceksiniz. Ben de patron olarak o zararı karşılamak zorunda kalacağım. Ben ne kadar zarara dayanabileceğimi biliyorum. Öğrenmek istediğim, kötü ihtimalde oluşacak zararın büyüklüğüdür. Eğer rakam takatimin üzerinde ise, bu işe girmem. Altında ise, zarar etme riskini kabul edebilirim. Siz de yatırımı, benim zarara tahammül takatime göre yeniden projelendirirsiniz. Kârın azami haddi yoktur, fakat zararın azami bir haddi vardır.”

7. “Ürettiğiniz malı önce kendiniz kullanın” Bunu bu ara pazarlama, girişimcilik gibi bütün derslerde duyuyorum. Başka malların sponsorluğunu yapıp gösteriş yapacağınıza kendi kalitenizi ve adınızı duyurun. Mallarınızı kullanmaya özendirin.

DEVAM EDECEK… ETSİN Mİ?

One Comment

Bir Cevap Yazın

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin